İş Hukukunda İbraname Sözleşmesi ve Geçerlilik Koşulları

İş hukukunda ibra sözleşmesi, ibraname adıyla anılıp geniş bir uygulama alanına sahip bir uygulamadı. İbraname, sözlük anlamıyla değerlendirecek olursak, aklama belgesi; alacaklının borçludan her türlü alacağını aldığını ve böylece borçludan her hangi bir alacağı kalmadığını ve onu ibra ettiğini gösteren belge niteliğine haizdir. Bununla birlikte gerek öğretide gerek uygulamada ibraname, bir borcun tam ya da kısmen ifa edilmeden sona ermesini sağlayan özel sukut nedeni olarak kabul edilmektedir. Buna göre ibra, alacak ve borcu doğrudan doğruya kesin olarak ortadan kaldıran böylece borcu sona erdiren bir sebeptir. Tarafların aralarında mevcut olan bir borcu kısmen veya tamamen ortadan kaldırarak borçlunun borçtan kurtulmasına yönelik oluşturulan sözleşmeye ise ibra sözleşmesi denir. Bu nedenle de ibra iki taraflı bir hukuki işlemdir. Alacaklının tek taraflı bir irade beyanıyla alacak hakkından vazgeçmesi mümkün değildir, bu işlemin hüküm ifade edebilmesi için borçlunun muvafakati gerekir. İbra, niteliği itibariyle bir tasarruf işlemi olduğu yani bir hakkı doğrudan doğruya etkileyerek onu ortadan kaldırdığı için, ibranın geçerliliği alacaklının alacak üzerinde tasarruf yetkisinin bulunmasına bağlıdır. İş hukukunda sıkça kullanılan ibraname, esasen bir belgedir. Bu belge düzenlenip yazılı bir şekilde işçi tarafından imzalandıktan sonra işverene teslim edilir. İbranamenin hukuki bir sonuç doğurması için Yargıtay bunun işverene teslim edilmiş olması koşulunu aramaktadır. Vurgulamak isteriz ki ibranamenin işçi tarafından imzalanıp işverene verilmesi bir koşul olarak görüldüğünden yalnızca işçinin imzasının bulunmasıyla ibraname geçerli sayılacaktır. İbra sözleşmesi adından da anlaşılacağı üzere iki taraflı bir sözleşme olduğundan yazılı bir ibra sözleşmesinden bahsetmek için her iki tarafında iradelerini gösterir imzalarının ilgili sözleşme üzerinden bulunması daha uygun olacaktır.

İbra Sözleşmesinin Unsurları Nelerdir?

TBK m. 132 hükmüne göre; “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir.” Buna göre esasen ibra sözleşmesi için herhangi bir şekil şartı öngörülmemiştir. Ancak, TBK m.420’de atıf yapıldığı üzere işçinin işverenden olan alacaklarına ilişkin ibranın geçerliliği yazılı şekle tabidir. Sözü edilen hükme göre,

  1. İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması,
  2. İbra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması,
  3. İbra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi,
  4. Ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması, şarttır.

Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur. İbra sözleşmelerinin geçerliliği sorunu, İş Hukukunda “işçi yararına yorum” İlkesi çerçevesinde değerlendirilmiş ve önem verilmiştir. İşçi emeği karşılığında aldığı ücret ve diğer parasal hakları ile kendisinin ve ailesinin geçimini sağlamaktadır. Bu açıdan bakıldığında bir işçinin sebepsiz ve durduk yere işvereni ibra etmesi hayatın olağan akışına aykırı sayılacaktır. Bu nedenle, iş hukukunda ibra sözleşmeleri dar yorumlanır. İşverenin, işçiye karşı olan borçlarının asıl sona erme nedeni ifa olarak ele alınmaktadır. Borcun sona erme şekillerinden biri olan ibra sözleşmelerine İş hukuku açısından sınırlı biçimde değer verilmektedir.